15 Haziran 2009 Pazartesi

Gelsin Hayat bildiği gibi gelsin...


birer birer kayıp giderde her bir sevilen, yenisi gelmez, eline geçmez hele ki değeri hiç bilinmeyen, yürekte varsa sevgiden de ötesi,
sen ağlasan da boş, ışıkta yaksan nafile, odan karanlık hep loş, hayatın emri hep koş, bayağı bir bekledim boş
yaşantım sanki bir savaş ve hoşta bazen, ama ateş kesildiğinde ve de sular durulduğunda, yoksa hep gülerdi insan, hep kalırdı masum, saygıda bir kusur ettiğinde minnetinde değeri yok, kafalarda hesaplar yapılır ve mesafeler konur, fakat bu kalp unutmaz, unutamaz ki zaten, her kalp yıkılır ancak yenisi bulunamaz bir mesken, her anım birini özler, rüyada yolunu gözlediğim, düşünceler ve benliğimle canlanır tüm hatıralarım, bitince yalnızım, gözümü açtığımda kalmışım yanımda ailem ve birde arkadaşlarım

şimdi boşuna bakma saate zaman geç oldu, dün annem elimi tutarken bugün 29'da doldu, vakit can almaz ancak can yakar,
fakat bir bekle bak, knock out olursan çok sakat, mücadeleyle geçen hayatta son round, kazanmak herkes ister,
ne istediğini bilmektir önemlisi var mı listen, hayallerin, hırsın, cesaretin, sabır selametimse intikam felaketimdir,
ne mektebimde vardı huzurum, ne vardı evde, çıkıp bir başıma ağlamaktı belki caddelerde, hayallerin kurulduğu ve düşlerin yok olmadığı, bu gözlerinse dolduğu, zamanın donduğu bir yerdeyim, düşünceler dumanlı dağlar aynı, gözse puslu, bir bakmışım mesafeler uzun ve tozlu, benimse yol yürür gider bir seyyah olurum, ne paranın bir değeri vardır aslında, ne de şerefle onurun
ameleydim eskiden şafak sökerdi her gün işe giderken, cebimde yoktu bir kuruş ve üsküdar�ımın her bir yeri yokuş,
her gün yeni bir suç, ittiler fakat ben olmadım tuş, kanatlı doğmamış kuş, vakit hiç geçmemişti, ben hep aynı yerde saydım,
ekmekle vardı kavgam daha bir sertti günler, ve geçmişeydi saygım, gelecekti kaygım, kelebekti kalbim,
akar giderdim olsa bile bir derdim hep gülerdim, ve ağladığımı görebilen bir annem birde ben, inceden bir perde vardı gözlerimde,
göz görür fakat dilim susardı, ayaklarım, elim, kolumda bağlı, hayat bu dile kolay velakin her bir yerine ağrı,
ve kimi zaman düşündüm, aslında hiç üşenmedim ben hep düşündüm, hayata karşı dört silahşör hep güler sanmıştım,
bu öyle lanet olası tos bir pembe ki bir baktım her şey ciddi ve hemen uyandım
gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak
unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak

28 Mayıs 2009 Perşembe

Karikatür gibi olmak


Neden bu hayatı o kadar önemsiyorum? Neden hala yaptıklarımla yapmak üzere olduklarımı değiştirebilceğimi öğrenemiyorum? Neden kendime saçma sapan sorular soruyorum?Şimdi yaptığım gibi ve neden karşımda bir varmış gibi hissediyorum..Heyooo kimse var mı?

Bazı şeylerin değişmemesi ne kadar korkutucu, küçük küçük adımlar atarak değişmeye çalışıyorsunuz.Ama karşınızdaki duvarlar korkutuyor gözünüzü..İçinizdeki umut hiç sönmüyor. Deniz feneri gibi kaybolduğunuzu hissettiğinizde sizin bu anın içinde olduğunuzu hatırlatıyor. O da olmadı yarın yine denersin diyor.Yarın yine denersin hayatın deneme yanılma çoktan seçmeli sınavına tabii oluyorsun Hayır Fatih'in İstanbul'u ne zaman fethettiğini sormuyorlar,yada Akdeniz bitki örtüsünü ya da cümledeki anlatım bozukluğunu...Sizdeki anlatım bozukluğunu soruyorlar.(Bu cümleyi şık durur diye yazdım.)

Kendime çok kızıyorum bazen kendime kafa atmak istiyorum, olmak istediğim kişiden o kadar uzağım ki...Değiştiğimi büyüdüğümü hissediyorum daha olgun bir tip oldum ama hala çocuksu tarafım kıpır kıpır o hala mucizelere inanıyor dua ediyor öyleki bu satırları yazdığımı o okuyor ve beni duyuyor..Ahanda şimdi bir mucize oluverecekmiş gibi geliyor.Geri sayım başladı....

Yiğit özgür'ün bir çizimi gibi olsaydı hayat bir karikatür karesi kadar basit olsaydı o kadar büyük sorunları o kadar küçük yapsaydı ki hiç birimiz üzülmeseydik...Hep gülseydik..Hayat bizim dalgacı arkadaşımız olsaydı ve biz hep o karikatürdeki son sözü söyleyen kişi olsaydık.

Lafı geçiren kişi yani...

10 Mayıs 2009 Pazar

Savaş

Bazen ne yaptığınızı bilemezsiniz hatta çoğu zaman bilemezsiniz ama bazen hayatınızın iyiye gittiğini herşeyin düzeleceğini düşünürsünüz sonra birden içinize bir kurt düşer hala aynı şekilde hissetmekten korkarsınız değişemediğinizi itiraf etmekten çekinirsiniz.Belki de hiç değişemeyeceğinizi her zaman savaşmanız gerektiğini fark edersiniz.Cephede geçen bir zaman, hiç bitmeyen bir savaş,kaybedilen umutlar,esir düşen hayeller...

Sonra bir şey olur inat edersiniz içinizden en okkalı küfürü etmek geçer ama edemezsiniz.Savaşmaya, yılmayacağınıza söz verirsiniz.Bir şeyler için savaşmak belki de önemli olan sahip olduklarımızı kaybetmekten korkarız her zaman bu korku bizim hayatımızı şekillendirir ama dikkat etmek gereken belki de elinde olan değildir.Onlara verdiğin gerçek değerlerdir.Çoğumuz paranın satın alacağı şeylere sığınıyoruz.
Ve cebimizden çıkan paranın verdiği tatminle yatağımıza yine iki büklüm olup giriyoruz.
KÜÇÜÇÜK BİR BEBEKKEN ANNEMİZİN KARNINDAKİ HALİ NEDEN ALIYORUZ SİZCE?

İnsanı para ısıtmıyor çünkü ister kaz tüyü,ister bilumum kuşların tüylerinde yapılmış yorganınız olsun ısıtmıyor..İnsan olmanın ağırlığını hep taşımak zorundasınız.Sorumluluklarınızı üstlenmek zorundasınız.Yaptığınız küçük bir hatanın bir çok güzel şeye mal olabileceğini bilmek zorundasınız.hem sizin hem de başkaları için.İster ezberleyin isterseniz kopya çekin ya da hayatınızı düsturu yapın bunlara mecbursunuz...

O yüzden bu bir savaş ve bu savaşı kazanıp kaybetmekönemli değil bacağınızı ve kolunuzu bırakın orada bırakın ama arada ğöğsünüzü tutun ve attığından emin olun..

Attığından emin olun ve bundan memnun olun..Hayatınıza dikkat edin hayatlara dikkat edin ne bileyim bir kuşa dikkat edin bir köpeğe bir çiçeğe ne bileyim bulun bir şey ve ona dikkat edin.

09 Mayıs 2009 Cumartesi

Ofsayt

Herkes mutlu olmak için savaşıyor.o kadar derin izler bırakıyor ki mutsuzluklarımız kayıplarımız bir şeylere olanca gücümüzle sarılıyoruz sarıldığımız şeyin bizi mutlu kılıp kılmaması önemli olmuyor savaşır gibi yaşıyoruz bazen boynumuzu bükmemiz gerektiğini öğretiyor bize hayat...

Hayata bile boyun eğmemiz gerekiyor kuralları ben koyarım diyor sana forvet olup olamayacağına ben karar veririm.Kırmızı kartı yersin bak diyor hiç aramadığımız zaman gelen mutluluklar o yüzden korkutuyor bizi hayatın kırmızı kart göstermesini bekliyoruz.Skor mutlaka değişecek gibi bakıyoruz en güzel şeylere bile kornerden gol yiyeceğim küme düşeceğim diyorum ..

Bu yazıda futbolla ilgili bir kaç terim daha kullanmak isterdim.Ofsayt var onu da hala tam anlayamadım:)

01 Mayıs 2009 Cuma

Alıntı

Hayatımızın,birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu,çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum.
Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu.'Bir kadın trenin penceresinden dışarı bakabilir,bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi.'
Yahut bir kiremit hafif bir rüzgarla yerinden oynayarak devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi.

Göz mü mühim,kömür parçası mı,kiremit mi mühim,kafa mı, diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak,hayatın daha başka türlü birçok cilvelerine de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk..
Acaba hakikaten böylemiydi?Dünyada önüne geçilemeyecek hadiseler vardı ve biz bunların sebep ve mantıklarını anlayamıyorduk, bu doğru yolu;fakat bazı mantıksızlıklar ve yolsuzluklar vardı ki,güya tabiatan örnek alınarak yapıldığı halde,yapılmaması pek mümkündür..

Kürk Mantolu Madonna'dan..

23 Nisan 2009 Perşembe

video

22 Nisan 2009 Çarşamba

Aşk,

Keşke herşeyi ezip geçse.Bütün kuralları askıy hatta yer çekimini bile bazı şeylere mani olamasa. Kendimiz olmaktan korkmasak ve aslında herşeyin evrenin kuralı olduğunu düşünsek güzel olmaz mıydı? video